Nitelikli Dolandırıcılık Suçu Nedir? Nitelikli Dolandırıcılıkta Emsal Yargıtay Kararları
Türk Ceza Kanunu’nun 157. maddesinde tanımlanan dolandırıcılık suçu; failin hileli davranışlarla bir kimseyi aldatması, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya bir başkasına yarar sağlamasıyla oluşur. Ancak suçun; dini duyguların istismar edilmesi, kişinin içinde bulunduğu zor şartlardan yararlanılması, bilişim sistemlerinin araç olarak kullanılması veya kamu kurumlarının zararına işlenmesi gibi hallerde “Nitelikli Dolandırıcılık” (TCK m.158) gündeme gelmektedir. Bu yazımızda; Türk Ceza Kanunu’nun 158. maddesinde düzenlenen nitelikli dolandırıcılık suçunun farklı bentlerine ilişkin emsal Yargıtay kararları ele alınacaktır.
Dolandırıcılık
Madde 157- (1) Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir.
Nitelikli dolandırıcılık
Madde 158- (1) Dolandırıcılık suçunun;
- a) Dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle,
- b) Kişinin içinde bulunduğu tehlikeli durum veya zor şartlardan yararlanmak suretiyle,
- c) Kişinin algılama yeteneğinin zayıflığından yararlanmak suretiyle,
- d) Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasi parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle,
- e) Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak,
- f) Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle,
- g) Basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle,
- h) Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında; kooperatif yöneticilerinin kooperatifin faaliyeti kapsamında,
- i) Serbest meslek sahibi kişiler tarafından, mesleklerinden dolayı kendilerine duyulan güvenin kötüye kullanılması suretiyle,
- j) Banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla,
- k) Sigorta bedelini almak maksadıyla,
- l)(Ek: 24/11/2016-6763/14 md.)Kişinin, kendisini kamu görevlisi veya banka, sigorta ya da kredi kurumlarının çalışanı olarak tanıtması veya bu kurum ve kuruluşlarla ilişkili olduğunu söylemesi suretiyle,
İşlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur. (Ek cümle: 29/6/2005 – 5377/19 md.; Değişik: 3/4/2013-6456/40 md.) Ancak, (e), (f), (j), (k) ve (l) bentlerinde sayılan hâllerde hapis cezasının alt sınırı dört yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.[71]
(2) Kamu görevlileriyle ilişkisinin olduğundan, onlar nezdinde hatırı sayıldığından bahisle ve belli bir işin gördürüleceği vaadiyle aldatarak, başkasından menfaat temin eden kişi, yukarıdaki fıkra hükmüne göre cezalandırılır.
(3) (Ek fıkra: 24/11/2016-6763/14 md.) Bu madde ile 157 nci maddede yer alan suçların, üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi hâlinde verilecek ceza yarı oranında; suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır.
Nitelikli dolandırıcılık davalarında mahkûmiyet hükmü kurulabilmesi için hilenin; mağduru denetim imkânından yoksun bırakacak düzeyde, yoğun ve ustaca olması şartı aranır. Bu noktada, “hilenin ağırlığı” ve “aldatıcılık kabiliyeti” gibi kavramların somut olayda nasıl vücut bulduğu, Yargıtay’ın yerleşik içtihatları ile şekillenmektedir. Özellikle gelişen teknolojiyle birlikte bilişim sistemleri üzerinden işlenen dolandırıcılık suçlarında, Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve ilgili ceza dairelerinin belirlediği kriterler, suçun vasıflandırılması açısından hayati önem taşımaktadır.
Nitelikli Dolandırıcılık Suçunda “Hile” Kavramının Genel Çerçevesi
Yargıtay Ceza Genel Kurulu ve 15. Ceza Dairesi’nin yerleşik içtihatlarına göre, nitelikli dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için hilenin basit bir yalandan öteye geçmesi gerekmektedir.
Hilenin Niteliği: Yargıtay 15. Ceza Dairesi’nin 2012/22114 E. ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 2014/722 E. sayılı kararlarında vurgulandığı üzere; hileli davranışlar “belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte” bulunmalıdır.
”Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; katılan kurumun hazırlık soruşturması sırasında Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığına istem üzerine göndermiş olduğu 24/06/2008 ve 30/06/2008 tarihli yargılama aşamasında mahkemeye yine istem üzerine göndermiş olduğu 16/12/2008 tarihli yazı içerik ve ekleri ile tüm dosya kapsamından davaya konu yerlerin kamulaştırılmasında Takdir Komisyonunun 08/06/2007 tarihli değer belirlemesi üzerinden yapılan pazarlık görüşmelerinin sonuçsuz kalması üzerine katılan kurum tarafından kamulaştırma bedelinin tespiti ve tescili ile ilgili olarak bir dava açılmadığı keza katılan kurumca susuz arazi olarak nitelendirilen ve de buna göre değeri belirlenen yerlerde sanıklar tarafından süreç içerisinde değer arttırmak amacıyla göstermelik damlama sistemi çalışmalarının yapıldığının haber alındığı ancak DSİ Kıymet Takdir Komisyonunca göstermelik damlama sulama sebebiyle bir arazinin değeri yüksek olarak değerlendirmediği gibi 07.05.2008 tarihinde Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından sanıklar hakkında soruşturma başlatılmasından önce katılan kurumun hukuk işleri şefliğine durumu bildirdiği ve vekilleri aracılığıyla 05.11.2007 tarihinde Ermenek Asliye Hukuk Mahkemesine göstermelik damlama sistemlerinin tespiti amacıyla delil tespiti davaları açıldığının anlaşılması karşısında eylemlerin fark edilmesi üzerine katılan kurumun vekili aracılığıyla hukuk mahkemesine gerekli müracaatlarda da bulunduğu, bu nedenlerle olayda belirli ağırlık ve yoğunluğa ulaşmış, mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte hileli davranışların varlığından söz edilemeyeceği gözetilmeksizin, atılı suçtan beraatlerine ve müsaderesine karar verilen araçların ise iadesi yerine yazılı biçimde mahkumiyetlerine ve müsadereye karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, suç örgütü kurma ve üye olma suçlarından tüm sanıklar ilgili bozma kararı ile dolandırıcılığa teşebbüs suçundan, … hakkındaki bozma kararının oybirliğiyle sanıklar … ve …, …, …, … haklarında dolandırıcılığa teşebbüs yönünden ise oyçokluğuyla 14.11.2012 gününde karar verildi.”
Yargıtay 15. Ceza Dairesi, E. 2011/22114 K. 2012/43985 T. 14.11.2012
Denetim Olanakları: Mağdurun denetim imkanının ortadan kaldırılması suçun oluşumu için kritiktir.
“b- Nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçundan kurulan mahkumiyet ve müsadere hükümlerine gelince;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.”
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, E. 2014/722 K. 2016/20 T. 19.01.2016
Somut olayda, sanıklar DSİ tarafından kamulaştırılacak susuz/kuru arazilerin sahiplerini ikna ederek, bu arazileri göstermelik olarak kiralamış ve üzerlerine damlama sulama sistemleri kurmuşlardır. Kamulaştırma sırasında yapılacak keşiflerde arazinin “sulu tarım arazisi” gibi görünmesini sağlayarak devletten daha yüksek kamulaştırma bedeli almaktır. Olayın devamında, DSİ ve savcılık durumu fark ederek inceleme başlatmış, bu nedenle sanıklar amaçladıkları haksız kazancı tam olarak elde edememiş (suç teşebbüs aşamasında kalmış) ve haklarında dava açılmıştır.
TCK m. 158/1 Bentlerine Göre Emsal Kararlar
TCK 158. maddenin tüm bentlerine ilişkin karar bulunmamakla birlikte, tespit edilen bentlere dair emsal kararlar aşağıda sınıflandırılmıştır:
TCK m. 158/1-c: Algılama Yeteneği Zayıf Kişilerin Dolandırılması
Bu bent, mağdurun yaş küçüklüğü, akıl zayıflığı veya benzeri durumlarından yararlanılmasını düzenler.
“Algılama yeteneğinin çok zayıf olması veya hiç olmaması halinde, aldatılması gereken bir irade söz konusu olmayacağından dolandırıcılık suçundan bahsedilemeyeceğinden hırsızlık suçu söz konusu olacaktır. Ceza sorumluluğu olmayan 12 yaşını bitirmemiş çocukların ve tam akıl hastalarının yaptıkları hareketlerin anlam ve sonuçlarını bilemeyeceklerinden aldatılmalarından ve dolandırılmalarından bahsedilemez. 12 yaşını tamamlayıp 15 yaşını tamamlamayan çocukların algılama yeteneklerinin bulunup bulunmadığı araştırılarak, bulunmaması halinde eylem, hırsızlık suçunu oluşturacaktır. Fail, bilerek mağdura uyuşturucu madde vererek veya sarhoş ederek onun algılama yeteneğini azaltmış ise ve oluşturulan bu zayıflık anında mal alınmışa eylem, TCK’nın 148/3. maddesi kapsamında mefruz cebir kapsamında değerlendirileceğinden yağma suçunu oluşturacaktır.
Satış tarihi itibariyle rayiç değeri 40.000 TL şeklinde tespit edilen Çanakkale-Merkez-Kepez beldesi .. parselde kain arsanın büyük hissedarı 1928 doğumlu katılan ile görüşen, karıkoca olan sanıkların, katılanın oğlu tanık İbrahim’in de bulunduğu ortamda 30.000 TL’ye payın satışı hususunda mutabakata vardıkları, belediyeye varolan vergi borcunun sanıklarca ödenmesi, kalan miktarın da nakden-peşin olarak katılana verilmesi konusunda sözleştikleri, sanıklarca anılan borçlar ödenip sair evrak da ikmal edildikten sonra katılanın yalnız olduğu bir zaman diliminde tapu memuru Y.. K.. olduğu halde eve geldikleri ve katılana “…. vergi borçlarını ödedik paran elimizdeki çanta içinde, işlemi gerçekleştirelim paranı verelim..” demelerine, onun da bu söze inanıp 12/08/2008 tarihli “…. 22.000 TL’den ibaret (belediye rayiç değeri) satış bedelini nakden-peşin aldığı ikrarını içerir…” resmi senedi imzalamasına rağmen para ödemeden oradan ayrılıp, kalan işlemleri de Tapu dairesinde ikmal ederek tescili sanık Sinan adına gerçekleştirmeleri eylemlerinin “nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu iddia edilen somut olayda; Suç tarihi itibariyle hisse değeri 40.000 TL eden katılana ait taşınmazı, yukarıda ileri sürülen biçimde kamu kurum ve kuruluşu olan tapu idaresini araç kılarak satın alan (sanık Sinem adına) sanıkların eylemlerinin TCK’nın 158/1-d. maddesinde tanımlanan ”nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu dosya kapsamı itibariyle subüt bulduğu halde “mahkumiyetleri” yerine “beraatlerine” hükmolunması, Bozmayı gerektirmiş, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükümlerin bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 06/03/2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”
Yargıtay 15. CD, 2012/18381 E., 2014/4198 K. – 06.03.2014
Olay: Sanıkların, 1928 doğumlu yaşlı bir mağduru, vergi borçlarını ödedikleri ve paranın hazır olduğu yalanıyla kandırarak, para ödemeden tapu devrini sağlamaları.
Hukuki Değerlendirme: Mahkeme, mağdurun yaşlılığı ve algılama durumunun istismar edilmesini ve kamu kurumunun araç olarak kullanılmasını (1-d bendi ile birlikte) değerlendirerek beraat kararını bozmuştur. Kararda, mağdurun fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin tamamen ortadan kalkması durumunda eylemin hırsızlık, zayıflaması durumunda ise dolandırıcılık olacağı ayrımı yapılmıştır.
TCK m. 158/1-d: Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Araç Olarak Kullanılması
Suçun işlenmesinde kamu kurumlarının araç olarak kullanılması veya kamu kayıtlarının (tapu vb.) sağladığı güvenin istismar edilmesidir.
Yargıtay, 11. Ceza Dairesi, E. 2021/18377, K. 2023/1157, T. 01.03.2023: “1.Sanık …’nin, katılan … Turizm Otomotiv Taşımacılık isimli şirkette çalışırken şirket yetkilileri adına resmi kurumlarla yapılan yazışmalarda kullanması için kendisine verilen şirket kaşesi ve imza bulunan boş kağıdı şirketten ayrıldıktan sonra iade etmeyerek alacaklısının kendisi, borçlusunun ise Bölükküçük Turizm Otomotiv isimli şirket olan 600.000,00 YTL bedelli senet haline getirmek suretiyle katılan şirket aleyhine … 6. İcra Müdürlüğünün 2013/4241 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi yaptığı, bu şekilde sanığın atılı suçları işlediğinden bahisle kamu davası açıldığı anlaşılmıştır. …
Yargıtay, 11. Ceza Dairesi, E. 2021/18377, K. 2023/1157, T. 01.03.2023: “6. 22.04.2014 tarihinde dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporunda; “Tetkik konusu senedin fiziki olarak yapılan incelenmesinde ” Kağıt yapısı” olarak, ticari hayatta kullanılan ” senet kağıt yapısını ve motiflerini ” içermediği, ” En ” ölçüleri itirabıyle ” A/4 ” ebadındaki kağıt ölçüsüne birebir uyduğu, içeriğindeki yazı ve rakamların, “Bilgisayar” ortamında yazılmış olduğu, alt ve üst kesimlerinin mikroskopta yapılan incelenmesinde, senedin üst kesimini oluşturan ( kesim) bölgesinde, mikroskobik bazı lif kalıntılarının mevcut olduğu ve sağ üst köşesinin, ( diğer köşelerde gözlenen düzgünlükte olmadığı, küçük ölçüde bir kopmanın gözlendiği, belirtilen bu bulguların (Senedin üst bölümünün) Matbaacılıkta ” Giyotim ” olarak tabir edilen kesici aletin kullanılmasıyla oluşmuş olabileceği” bildirilmiş olduğu görülmüştür.
Mahkemesince sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarının sübut bulduğu kabul edilerek temyiz incelemesine konu mahkumiyet hükümleri kurulmuştur.”
Emsal Karar Yargıtay 11. CD, 2021/18377 E., 2023/1157 K. – 01.03.2023
Olay: Sanığın, kendisine emanet edilen imzalı boş kağıdı, 600.000 YTL bedelli sahte bir senet haline getirip icra dairesi (kamu kurumu) aracılığıyla tahsilata girişmesi.
Hukuki Değerlendirme: Sanığın eylemi TCK 158/1-d kapsamında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik olarak değerlendirilmiş ve mahkumiyet onanmıştır.
Yargıtay, 15. Ceza Dairesi, E. 2021/1940, K. 2021/2948, T. 15.03.2021: “Sanığın katılana kendisine ait bir arsasını satabileceğini belirtmesi üzerine, katılana bir arsanın yerini gösterdiği, akabinde Denizli Merkez Yeşilköy Derinsavak M22A17D4D pafta, 279 Ada, 2 nolu parselde bulunan 837 m2 arsanın 45.000 TL bedelle satımı hususunda 15.01.2009 tarihli bu anlaşma yaptıkları, sanığın bahse konu yerin adına kayıtlı olduğuna dair sahte tapu senedini vermesi ile katılanın da sanığa 3 adet çek ile 2.000 TL nakit para toplamı olan 11.500 TL ödediği, sanığın para ve çekleri aldıktan sonra olay yerinden ayrıldığı ve izini kaybettirdiği, bu şekilde sanığın dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçunu işlediği iddia edilen olayda; her ne kadar sanık savunmalarında; suçlamaları kabul etmemişse de, katılanın aşamalardaki çelişkiye yer vermeyen beyanları, tanıkların anlatımları, Denizli Valiliği 1. Bölge Tapu Sicil Müdürlüğünün 27.04.2009 tarih ve 1098 sayılı cevabi yazısı, 15/01/2009 tarihli anlaşma, tapu senedi ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; sanığın nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçunu işlediğinin sabit olduğu gerekçesine dayanan kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.”
Yargıtay, 15. Ceza Dairesi, E. 2021/1940, K. 2021/2948, T. 15.03.2021
Olay: Sanığın, kendisine ait olmayan bir taşınmaz için “sahte tapu senedi” düzenleyerek katılana satması ve para alması.
Hukuki Değerlendirme: Kamu kayıtlarında yer alan taşınmaz malın satışına aracılık edilmesi ve sahte belge kullanımı nedeniyle TCK 158/1-d uyarınca verilen mahkumiyet onanmıştır.
TCK m. 158/1-e: Kamu Kurum ve Kuruluşlarının Zararına Olarak
Suçun doğrudan kamu kurumuna zarar verecek şekilde işlenmesidir.
“Her ne kadar, dolandırıcılık suçundan verilen bozma kararına karşıoy koyan muhalif üyeler karşı oy gerekçesinde işbu sanıkların eylemleri ile bağlantısı bulunmayan bir kısım örnekler vererek ‘… hatta bilirkişilerin değer tespitinde bulunmasına kadar yeşillikleri solmasın diye saksı ile toprağa gömdükleri,… arazi üzerine göstermelik kulübeler koydukları, bu şekilde hileli hareketler yaptıklarını…’ belirtmişseler de haklarında direnme kararı verilen sanıkların bu tür eylemleri olmamakla birlikte, muhalefet gerekçesinde de belirtildiği üzere, mesleği avukatlık olan sanık … ile onunla birlikte hareket eden sanıklar …, …, … ve …’nın kamulaştırılacak kuru arazilerin sahiplerine ulaşılarak, DSİ tarafından belirlenen ve teklif edilen kamulaştırma bedellerini kabul etmemelerini, kendileri tarafından karşılanacak masraflarla arazinin tarım arazisi görünümü kazanacağını, bu görüntü nedeniyle oluşacak kamulaştırma bedel farklılığının yarısının kendilerine verilmesi gerektiğini söyleyip ikna etmeleri, akabinde bir kısım tarım arazisi vasfı taşımayan susuz ve kuru tarlalara göstermelik olarak damlama sulama boruları döşemelerinin esasen tarım yapmaya yönelik olmadığı, tarım alanı görüntüsü vermeye yönelik olduğu, bu şekilde kamu görevlilerini ve bilirkişileri kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarda bulundukları, kuru arazileri sulanabilen, verimli bahçeler olarak göstermeye çalıştıkları, gerek toprağın yapısı itibariyle tarım yapılmasına uygun arazisi olmaması gerek yapılacak kamulaştırma nedeniyle zaten tarım yapma imkanlarının bulunmamasına rağmen sanki önceden tarım alanıymış gibi görüntü vermeye çalıştıkları, bu şekilde hileli hareketler yaparak kamulaştırma bedelinin arttırılmasını gerekli kılan görüntü oluşturdukları, yine bu şekilde menfaat teminine yönelik hileli davranışları sergiledikleri, olayda belirli ağırlık ve yoğunluğa ulaşmış, mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte hileli davranışların varlığının mevcut olduğu, sulu arazilerin kamulaştırma bedellerinin doğal olarak kuru arazi kamulaştırma bedellerinden fazla olduğu, yapılan ihbar ve şikayet ile kurum harekete geçirilerek sanıkların eylemleri tespit edilmeseydi sulanabilir bahçe görüntüsüne inanılıp buna göre değer tespiti yapılacak olup, sanıkların amaçlarına ulaşmasının mümkün olacağı, kaldı ki arazi değerinde bir artış olmasa bile üzerine konulan sulama tesislerinin mahiyeti bile tek başına kamulaştırma bedeline ekleneceğinden bu şekilde bile kurum fazla ödemede bulunulacak ve devlet zarara uğrayacak olduğu, bu şekilde sanıkların devletin zararına kendileri lehine haksız menfaat elde etmek amacıyla başkasını yanıltabilecek nitelikte hileli davranışları sergilemelerine rağmen ihbar nedeniyle amaçlarına ulaşılamadığından, suçlarının nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs suçu olup, mahkememiz kararının onanması gerektiği yönündeki muhalefet görüşünün de, muhalefet şerhinde verilen bir iki örneğin dosya ile doğrudan bağlantılı olmamakla birlikte, genel itibariyle dosya kapsamına uygun ve yerinde olduğu anlaşıldığından, sonuç olarak, iddia makamının mütalaasına uygun ve oybirliği ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur” gerekçesiyle direnerek, önceki hükümdeki gibi sanıklar …, …, …, … ve …’nın nitelikli dolandırıcılık suçuna teşebbüsten mahkûmiyetlerine, ….’ne ait olan ve suçun işlenmesi sırasında kullanılan damlama sulama sistemi malzemeleri ile suç esnasında kullanıldığı anlaşılan şirkete ait traktörlerin müsaderesine karar vermiştir.
Bu hükmün de sanıklar müdafileri, … Vekili ile katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 13.11.2014 gün ve 247371 sayılı “bozma” istekli tebliğnamesiyle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçeyle karara bağlanmıştır.”
Emsal Karar Yargıtay CGK, 2014/722 E., 2016/20 K. – 19.01.2016
Olay: Kamulaştırma bedelini artırmak amacıyla kuru arazide göstermelik sulama sistemi kurarak DSİ’yi (Devlet Su İşleri) zarara uğratmaya teşebbüs.
Hukuki Değerlendirme: Kurul, hileli davranışların kurumun denetim imkanını ortadan kaldıracak yoğunlukta olup olmadığını tartışmış, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığına ve yerel mahkemenin direnme kararının yeni hüküm niteliğinde olduğuna işaret etmiştir.
TCK m. 158/1-f: Bilişim Sistemleri, Banka veya Kredi Kurumlarının Araç Olarak Kullanılması
Günümüzde internet dolandırıcılığı, oltalama, sahte web siteleri ve mobil bankacılık üzerinden yapılan usulsüzlüklerin büyük çoğunluğu bu bent kapsamında değerlendirilir.
“Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; kendisine ait olamayan belgelerle katılan bankaya başvurulup kredi talebinde bulunan ve bu istemine ilişkin işlemler tamalanmadan şüphe üzerine yakalanan sanığın fiilinin “dolandırıcılığa teşebbüs” suçunu oluşturduğuna dair mehkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.”
Emsal Karar Yargıtay 15. CD, 2011/17357 E., 2012/43780 K. – 18.10.2012
Olay: Sanığın kendisine ait olmayan belgelerle bankaya kredi başvurusunda bulunması.
Hukuki Değerlendirme: Eylem, bankanın araç olarak kullanılması suretiyle nitelikli dolandırıcılığa teşebbüs olarak kabul edilmiş ve mahkumiyetin esası yerinde bulunmuştur (HAGB değerlendirmesi eksikliği nedeniyle usulden bozulmuştur).
“Bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm, Cumhuriyet savcısı ve katılan vekilleri tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın, ticari işlem nedeniyle hamiline keşide ederek tedavüle sürdüğü Kırklareli Akbank şubesinden alınma Z-3412680 ve Z-3412681 seri no’lu 9.600 TL bedelli çekler karşılığı kendisine taahhüt edilen edimin yerine getirilmemesi üzerine; çeklerin rızası dışında elinden çıktığını iddia ederek muhatap bankanın ödeme yasağı koymasını temin ettiği, iyi niyetli üçüncü şahıs konumundaki yetkili çek hamili katılanı da çek bedelleri kadar zarara uğrattığı ve bu şekilde dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda; sanığın öncelikle dolandırıcılık kastıyla hareket etmediğinin anlaşıldığı, çekle ilgili olarak kendi mağduriyetini önlemek için yasadan kaynaklanan haklarını kullandığı, bu haliyle sanığın eylemlerinin dolandırıcılık suçunun unsurlarını oluşturmayacağı gerekçesiyle verilen mahkemenin beraat hükmünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozma üzerine yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; Cumhuriyet savcısının, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin, katılan vekillerinin ise iyiniyetli 3. şahıs konumundaki yetkili çek hamilinin çek bedelleri kadar zarara uğradığına, nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğuna, sanığın beraatine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna ilişkin ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 08/03/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”
Yargıtay, 15. Ceza Dairesi, E. 2017/31470, K. 2021/2573, T. 08.03.2021
TCK m. 158/1-h: Tacir, Şirket Yöneticisi veya Şirket Adına Hareket Eden Kişilerin Ticari Faaliyetleri Sırasında
Bu madde, ticari hayatın güvenilirliğini korumayı amaçlar ve failin sahip olduğu ticari sıfatın sağladığı “güven” unsurunun istismar edilmesini cezalandırır. Genellikle inşaat şirketleri üzerinden yapılan gayrimenkul satış vaatlerini kapsar.
“Sanık … ile temyiz dışı sanık …’ın, … Yapı Ticaret A.Ş. ile Zemin Yapı Mühendislik İnş. San. Tic. Ltd. Şti’nin ortakları oldukları, bir arsa üzerine … isimli şahıs ile bina yapacaklarını söyleyerek, dairenin 185.000TL’ye satışı hususunda katılan … ile anlaştıkları, bu daireye karşılık 150.000TL’ yi katılandan aldıkları, karşılığında katılana senet verdikleri, ancak aradan 2-3 ay geçtikten sonra … ile anlaşamayıp, bu şahsın ortaklıktan ayrıldığını, bu nedenle inşaata başlayamadıklarını, katılana Maltepe ilçesi, Bağlarbaşı Mahallesi, Esenyurt çıkmazı … Ada, … parselde bulunan taşınmazın 16. bağımsız bölümünü vereceklerini söyleyip, katılandan geri aldıkları senetlere karşılık, 150.000TL bedelli tek bir senet verdikleri, katılanın daha sonra Maltepe ilçesinde bulunan inşaata gittiğinde, kaba inşaatın hemen yanında Zemin İnşaatın tabelasını gördüğü ancak işçilerden sorduğunda inşaatın Anadolu İnşaat isimli firma tarafından yapıldığını öğrendiği, Tapu Müdürlüğünden yaptığı araştırmada da taşınmazın başka şahıslara ait olduğunu tespit ettiği, bu olaydan sonra sanık …’in ortadan kaybolduğu, Maltepe Tapu Müdürlüğü’ne yazılan yazıya verilen cevapta, … Ada, … parsel nolu taşınmazda bulunan 16 nolu dairenin başka şahıslar adına kayıtlı olduğunun tespit olunduğu ve tanık olarak dinlenen …’ın da katılanın iddialarını doğruladığı, bu şekilde sanığın üzerine atılı tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin dolandırıcılığı suçunu işlediği iddia olunan somut olayda; sanık savunması, katılan beyanı, tanık beyanı ve tüm dosya kapsamından, sanığın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık suçunun sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiş, Anayasa Mahkemesinin TCK’nın 53. maddesine ilişkin olup, 24.11.2015 gün ve 29542 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2014/140 Esas ve 2015/85 Karar sayılı iptal kararının, infaz aşamasında gözetilmesi mümkün görülmüştür.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin; taraflar arasındaki uyuşmazlığın hukuki ihtilaf olduğuna, eksik incelemeyle sanığın mahkumiyetine hükmedildiğine, beraatine karar verilmesi gerektiğine ilişkin ve katılan vekilinin ise; sanığa verilen cezanın eksik olduğuna, üst sınırdan cezaya hükmedilmesi gerektiğine ilişkin ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 17.06.2021 tarihinde oy birliği ile karar verildi.”
Güncel Onama Kararı Yargıtay 15. CD, 2017/37303 E., 2021/7210 K. – 17.06.2021
Olay: Şirket ortaklarının, katılanı daire satışı vaadiyle kandırıp parasını almaları, ancak inşaatı başlatmayıp oyalayarak haksız menfaat sağlamaları.
Hukuki Değerlendirme: Sanığın eylemi TCK 158/1-h kapsamında sabit görülmüş ve mahkumiyet onanmıştır.
“Sanıkların, Fethiye’de bulunan … İnşaat şirketinin ortağı, yetkilisi ve müdürü oldukları, katılan … Novikova’nın, şirketin … ve … Apartment isimli gayrimenkul projelerinden sanıklar ile satın alma sözleşmesi yaparak birer adet ev satın aldığı, katılanın her üç proje için sanıklarla aralarında yapmış oldukları satın alma sözleşmeleri uyarınca sanıklara toplam 550.000 dolar ödeme yaptığı, katılan … Novikova’nın suça konu … Villa projesinden aldığı villaya ilişkin sanıklarla yapmış olduğu anlaşma doğrultusunda 270.000 dolar bedeli sanıkların yetkilisi olduğu şirket hesabına aktardığı, sanıkların katılandan parayı tahsil ettikleri halde katılana tapusunu devretmedikleri, Tapu Müdürlüğünden bahse konu villaya ilişkin getirtilen kayıtlar incelendiğinde arsanın …’a isimli şahsa satıldığının belirlendiği, sanıkların katılanı hileli hareketlerle aldatarak parayı tahsil etmelerinin ardından sözleşmeye konu taşınmazı başkasına satmaları ile atılı suçu işlediklerinin iddia edildiği olayda;
1-Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık savunmaları, katılan, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamında sanığın üzerine atılı nitelikli dolandırıcılık eyleminin sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık … müdafii, katılan … vekili ve O yer Cumhuriyet savcısı verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna, sübuta, delillerin takdirine yönelik temyiz itirazının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2- Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Sanık …’ün tüm aşamalarda suçlamayı kabul etmeyip, şirketin aile şirketi olduğu, rahatsızlığı sebebiyle şirkette fiilen bulunmadığını beyan ettiği, suça konu viilanın ise sanık … tarafından … Sıddıquı’a devrinin yapıldığının anlaşılması karşısında, diğer sanıkla birlikte suç işleme kastıyla hareket edip, suça iştirak ettiğine dair her türlü kuşkudan uzak, somut ve kesin delil bulunmadığından beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine hükmedilmesi,
Kanuna aykırı olup, O yer Cumhuriyet savcısının ve sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 10/06/2021 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”
Güncel Onama Kararı Yargıtay 15. CD, 2021/959 E., 2021/6999 K. 10.06.2021
Olay: İnşaat şirketi yetkilisinin, yabancı uyruklu mağdura ev satışı vaadiyle 820.000 dolar alıp tapuyu devretmemesi ve taşınmazı başkasına satması.
Hukuki Değerlendirme: Şirket yetkilisi sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık hükmü onanmış; ancak şirkette fiilen bulunmayan diğer ortağın beraat etmesi gerektiği belirtilmiştir.
